Mükemmel Olmak
Mükemmeliyetçilik yani mükemmel olmaya çalışmak, hatasız, eksiksiz olmaya çalışmak hem en büyük artı hem de en büyük eksiğimiz hayatta. Her şeyden önce mükemmel olabileceğimizi zannetmek bile başlı başına kendisi hata aslında.
Büyürken sevilmek ve kabul görmek uğruna, güçlü ve yeterli olmak uğruna birçoğumuzun bilinçaltına işlenmiştir bu duygu. Önceleri mükemmeliyetçi insanların mükemmel oldukları için kusursuzluğu aradıklarını zannederdim. Mükemmel olmayı biliyor ve istiyor diye düşünürdüm yani bana pek matah bir şey gibi gelirdi.
Ben de çocukken onay arayan bir çocuk olduğumdan bende de doğal olarak gelişmişti bu duygu. Çok da işime yaradı doğruyu söylemek gerekirse. Kendimi sürekli en iyisini en hatasız işi yapmaya yönelttim ve sonunda bu benim sınırlarımı sürekli aşmaya sevk etti, ne kadar iyi yaparsam yapayım daha da iyisini yapabilirim diyerek bir motivasyon ve gelişime sebep oldu.
Bununla birlikte ve zamanla madalyonun diğer yüzünü de görmeye başladım. Masum başlayan bu niyet bende başarısızlık korkusu, yaptığım işten tatmin olmama, kendi değerimi bilememe gibi mutluluğuma engeller olarak karşıma çıktı. Başardıkça daha çok korkmaya başladım çünkü bir sonrakinde daha iyisini yapmak zorunda kalacaktım.
O zaman başarmasam mı acaba dediğim bir zamanda dehşet içinde kendimi sabote etmeye başladığımı gördüm ve bir kabustan uyanır gibi uyandım. Yükselmekten korkmaya başlamıştım. Neden? Ya mükemmel olamazsam? Güçsüz görünür müyüm?
Mükemmellik sadece Tanrıya ait bir kavram aslında ama egolarımız hep gizliden gizliye soyunuyor ya başka role (!) insan olduğumuzu unutuyoruz. Bu dünyaya deneyimlemeye, hata yapmaya, hatalarımızdan ders almaya ve öğrenmeye geldik aslında. Yani biz mükemmel bir yaratım ve donanımla geldik ama denemek ve yanılmak ve tekrar denemek doğamızda var. Esas mükemmel olan bu bence. Hata yapmaktan korksak bile yine de yapmak. Cesaret korkulara rağmen yapmaksa bir işi, en cesur olanlar, en çok korkanlardır belki de.
En büyük korkusuna rağmen adım atan cesurlar. Cesaret ilginçtir, sadece insanlara has bir duyguymuş. Hayvanlarda cesaret yokmuş. Korkarlarsa kaçarlarmış. Korkup da üstüne giden yok yani hayvanlarda. Allah’ın bize verdiği, insanın en değerli özelliklerinden biri, bu hediyeymiş.
Öyleyse her hata veya başarısızlık, artık her ne derseniz, öğrenme ve gelişim yolunda attığımız adımlar sadece. Her hata yaptığımızda ve bundan öğrendiğimizde ileriye daha doğru bir adım atarız.
Mükemmel olsak hayatın anlamı ne olurdu ki? Amaç ilerlemekse ve gelişimin kıyası bir öncekine göre daha iyi olmaksa mükemmellikte ilerleme nasıl olabilir ki? İşte o zaman güçsüz değil, güçlü görünürüz. Çünkü hatalardan ders almış yukarı çıkabilmişizdir. Amaç ve anlam kazanır hayatımız.
Mükemmel Olmak
“Hayatta yapacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yoktur.”
Jean Paul Sartre
Daha nice hatalara ve nice gelişime…
